Zina konusunda bir makale hazırlamak istedim ve iki ayı aşkın bir süreçte araştırmalar yaptım.

Ancak yaklaşık 80 yıllık bir ömrümün her anında kafamda, okuduğum dini kitaplar, dinlediğim değerli insanların zina vargıları e bunlardan edindiğim vargıların gözden geçirilmesi sonucu kurguladığım bir zina kurgusu var.

Özellikle benim düzenlediğim meal-tefsirimdeki farkındalıklar ve öteki tüm meallerin tüm yanlışlıkları da bu yazı araştırmamda etkili olmuştur.

Zina konulu bu makaleme bir türlü başlayamadım; çünkü her konuda olduğu gibi zina ve fuhuş konusuna ayet-i kerimelere dayalı bir fıkıh kitabı oluşturulmamış. Aile ve oluşumu, nikah ve mehir, boşanma konusunda üç talakın nasıl yorumlanması gerektiği gibi önemli konularda ortak akıl oluşturulmamış. Ayetlerin ciddi gramer özelliklerine göre sonuçlandırılmış meallerde birleştirilmiş içtihatlar hiç düşünülmemiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Hukuk içtihat ve Mevzuat Bilgi Bankası” gibi bir birim bulunmamaktadır. Cum’a Günü tatilinde, bir ilin müftüleri veya bir bölge müftü toplantıları düzenlemelerinde o hafta veya ay içinde müftülere sık sorulan sorular ve düzenlenen cevaplar bir içtihat sayılarak hiç tartışma konusu edilmemektedir. DİB bu içtihatlar birleştirme toplantılarını gündemine almamaktadır.

Şimdi sarf-nahiv kurallarına aşırı titizlik göstererek ayetlerin farklı meallerini nasıl oluşturduğumuzu ve bu farklı meallerin ne gibi yeni bir fıkıh kitabına ihtiyaç göstereceğini dillendirmek istiyorum.

Özellikle Kur’an-ı Kerimde 15 ayet-i kerimede geçen “Mâ meleket eymânüküm” cümlesinin, bütün meallerde hiç eksiksiz; “sahibi ve maliki olduklarınız” anlamında, “Köle ve Cariye hukuku”nu dile getirdiğine inanılmıştır. İnsanların sosyal yapısını ve kökleşmiş gelenek ve törelerini bilmeden onun vermek istediği mesajı anlamakta zorlanacağımız bilinmelidir. İslam’ın ta Hz Adem’den beri koyduğu devrim ilkesi/makasıd var; aşiret boyutuna varan akraba birliği… İşte bu ilke; devrim ilkesidir; yazısız kurallar topluluğudur.

İşte bu akraba birliğini sağlayan soyadı veya göbek bağı, “Eyman”dır. Eymân, sağ elin güçlü aşiret kimliğini tanıtmak için yumruk biçiminde havaya kalkmış durumudur. Bütün işletmeler, ticari büyüklükler, holdinglere varan aşiret şirketler topluluğu sağ elin yumruğunun daha yukarılara doğru yükseltme göstergesinin gücüdür.

Özetle benim anladığım Kur’an kültürü diyor ki, Aşiret düzeyinde güçlü ekonomi ve maliye kurumlarına sahip kuruluşlar, 9/40, 14/24, 43/28, 48/26 güçlü milletleri oluşturur ve kendi kendine yeterlilik gösterir. Sağlam bir aile kurumuna da sahiptirler. Fuhuş asla o toplumlarda barınamaz. Kötü ve düzensiz ekonomiye ve maliyeye sahip toplumlar da, fuhuş bataklığına sürüklenmiş; kapılmışlar 9/74, 11/119,  14/26, 18/5, 23/100, 39/71,  ve faizci, karaborsacı, laik toplumdurlar.

Bu “Mâ meleket eymânüküm” cümlesi, bir ıstılahtır / deyimdir / kavramdır; tercümesi de ona göre yapılmalıdır. “Sağ el” deyimi her iki el için de kullanılır. Sağ el bir aşiret düzeyinde; daha güçlü ve daha şerefli kabul edildiği için, insanın bir şeye sahip olduğu ifade edilirken, Arapçada genellikle “sağ el” deyimi kullanılır. Yoksa bu cümle, bütün tefsir kitaplarının kapılıp boğuldukları gibi, sadece “Köle-Câriye demek değildir. İslam fıkhının bütün kaynak-kitapları bu köle-cariye düzenine göre yanlış düzenlenmiştir ve içinden çıkılmaz bir yanlışlığın içine saplanmıştır.
Bana göre İslam fıkhı, 21. yy başında ve ilk çeyreğinde yeniden yazılmalıdır.  “Mâ meleket eymânüküm” cümlesi, köle-cariye dini olmaktan çıkarılıp İşveren Aşiret Asabası-İşçi Yetâmâ Raiyyesi esas alınmalıdır. Dinimiz, ilkel ve despot devlet yöneticilerinin İslam öncesi çağların mirası bu insanlık dışı kölelik uygulamalarını aşamalı olarak ortadan kaldırmıştır. Sadece birkaç ayet-i kerimedeki köle deyimi uygulamalardan tamamen kaldırılmıştır.

Ne yazık ki bizim tefsir kitapları ve tefsirciler, Kur’anda geçen her “Mâ meleket eymânüküm” cümlesini, hala köle-cariye olarak kaydetmektedir. İşin gülünçlüğü şurada ki, o ayetlerde geçen cümleleri de madde madde kaleme alıp sıralayarak kölelik ahkamı başlıklı metinler üretmektedir. Ancak bu uydurukça madde metinleri arasındaki çelişkileri asla ortadan kaldıramamaktadır.

İslam dünyasında ve Türkiye Cumhuriyeti Diyanetinde büyük değişiklikler gündemde olacaktır. Çok şey değişecektir.

Şunu demek isterim ki, bugün piyasadaki fıkıh kitapları kaynak alınarak amel edilemez, müftülük yapılamaz, cami cemaati artırılamaz.

Ahlak Düzeyinde Zinaöncesi Fuhşiyyat

~~6.151~
قُلْ تَعَالَوْا اَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ اَلَّا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْپًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَلَا تَقْتُلُوا اَوْلَادَكُمْ مِنْ اِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَاِيَّاهُمْ وَلَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

“~ ~ ~
De ki: “Geliniz; Rabbinizin haram kıldıklarını size teke tek yaşayıp anlatayım: Hiçbir gücü Ona ortak koşmayın; aile yuvası anne-babanıza ihsan derecesinde iman edin. Geçinememe korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz rızklandırırız. Toplumsal suçlara; hem dışa yansıyanına hem içi Çıfıt çarşısına çevirenine yaklaşmayın. Çağın açıktan veya gizliden kürtaja kadar vardıracak kitle haberleşme araçlarının yanından bile geçmeyiniz,

Allah’ın dokunulmaz kıldığı canı gerçek etkenler dışında öldürmeyin. Aklınızı başınıza alın; değerlendiren toplum olursunuz diye sizi kendine vasi yaptı” En’am, 6/151.

Sadece bir tanesini konumuzun ana başlığı yaptığımız bu üç ayet-i kerimede İslam’ın devrim ilkeleri 7 madde olarak anlatılmaktadır ve 3 ayet-i kerimede devrim ilkeleri deyimi tavsiye; 3 kez yinelenmektedir. Bu ilkelerin toplamından da Sırat-ı Müstakim Mefkûresi olarak söz edilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki devrim ilkeleri toplamı, Sırat-ı Müstakim Mefkuresini oluşturmaktadır.

İşin ilginç yanı şu ki bu ayetlerde zinadan doğrudan söz edilmemekte ve fuhşun, yani topluma açık işlenen çirkinliklerin adı “fevahiş” olmaktadır. Bu fevahiş en gelişmiş biçimleriyle toplumsal mekanlarımızda, medyanın da özendirmeleriyle yaygınlaşmaktadır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir